23 Aralık 2009 Çarşamba

Benim Adım Orman



Şebnem Ferah’ın merakla beklediğimiz 6'ncı albümü “Benim Adım Orman” müzik marketlerdeki yerini aldı.

Çıkış ve ilk video klip şarkısı “Yalnız” olarak belirlenen, sözleri ve müzikleri Şebnem Ferah’a ait 12 şarkının yer aldığı “Benim Adım Orman” albümü, 6 aylık stüdyo çalışması sonucunda tamamlanmış.

Şebnem Ferah’a önceki albümlerinde olduğu gibi klavyelerde Ozan Tügen, gitarlarda Metin Türkcan, bas gitarda Buket Doran, davullarda ise Aykan İlkan eşlik ediyor.

Önümüzdeki günlerde kliplendirilecek “Yalnız” şarkısının yönetmen koltuğunda Ömer Faruk Sorak oturacakmış.

Albümde yer alan şarkılar ise şu şekilde;
1. Merhaba
2. Benim Adım Orman
3. Yalnız
4. İstiklal Caddesi Kadar
5. Eski
6. Mahalle
7. Ateşe Yakın
8. Serapmış
9. İnsanlık
10. Bazı Aşklar
11. Uçurtma
12. Eski 2

Ne diyelim şükür kavuşturana...



22 Aralık 2009 Salı

Başımız Sağolsun



20 aralık 2009 tarihinde oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçının ardından, Ankara'ya dönerken Samsun-Tekeköy'de geçirdikleri trafik kazası sonucu dört kardeşimiz hayatını kaybetmiştir.

Sevdikleri renkler uğruna kilometreler kateden Bünyamin Kahriman, Serhat Kırkayak, Ahmet Muhammet Demirel ve Mesut Keleş kardeşlerimizin ruhları şad olsun. Kederli ailelerine sabırlar dileriz.


Başımız sağolsun.

12 Aralık 2009 Cumartesi

Arkeologsanız !..

Arkeologsanız, 50 küsür derece sıcaklığı daha sabahın ilk saatlerinde hissedeceğinizi bile bile her sabahın 5′ inde uflayıp, puflamadan yataktan enerjiyle dolu olarak uyanırsınız.. Çünkü Arkeoloji bir aşktır..

Arkeologsanız, toprak başka görünür size, şiirdir aslında toprak, dizelerini çözmeniz gereken..

Arkeologsanız, mermer aslında bir tanrıçadır, gözlerine baktığınızda ne zaman ve kimin yardımıyla doğduğunu söyler..

Arkeologsanız, yere düşen peyniri yıkamaya bile gerek duymazsınız; yer topraktır, toprak şiirdir, şiir tarihtir, tarih burada olma sebebimizdir..

Arkeologsanız bir sürü kitap içinde boğulursunuz, aslında boğulan kitaptır, o anlatırken siz yaşarsınız..

Arkeologsanız hissedersiniz, mantık kurarsınız, karşılaştırma yaparsınız ama en çok hissedersiniz..

Arkeologsanız heyecanla ne çıkacağını beklediğiniz sondaj kazısında foseptik çıksa bile yıkılmazsınız..

Arkeologsanız mikyası, metreyi başka kavrarsınız elinizde, o sizin gözünüzdür yanınızdan ayırmazsınız..

Arkeologsanız umduğunuzu değil, bulduğunuzu yersiniz..

Arkeologsanız yeni böcek türleri tanırsınız, biyolog değil arkeologsunuzdur ama herhangi bir tehlikeye karşı arazideki tüm böcek türleri hakkında geniş bir döküman edinirsiniz..

Arkeologsanız akşam şişmiş ayaklarınızla bulduğunuz, dokunduğunuz ilk yere uzanırken uyuyakalırsınız..

Arkeologsanız rüyanızda bile arkeologsunuzdur..





10 Aralık 2009 Perşembe

İRONİ





09 Aralık 2009 Çarşamba

Keşke Almanlar Yenilince Bizde Yenik Sayılsaydık



Dün akşam zaten Avrupa'da yolumuza devam edeceğimize dair en ufak bir umudum yoktu. Yıllarca hep öyle olmamışmıydı zaten, ya son dakika golleriyle yıkılırdık ya da haber beklediğimiz diğer maçtan gelen skorla havlu atardık yarışa. Dün akşam'da kafamda senaryoyu yazmıştım biz cska'yı 1 ya da 2 farklı skorla yenecektik, ama Wolsburg-Manu maçından gelen Manu galibiyeti haberiyle yine Avrupaya veda edecektik. Ta ki maç kadrolarını görene kadar sürdü bu düşünce.

Fakat Mustafa Denizli'nin 8 (yazıyla sekiz) defansif oyuncudan kurulu kadrosunu görünce hemen yanımdaki arkadaşa sordum beraberlik bize yetiyor mu yoksa ? Eğer bize beraberlik yetmiyorsa ve kendi sahanda oynuyorsan bu kadronun hiç bir mantıklı açıklaması olamaz. Maç başladıktan sonra futbolcularda sanki benimle aynı düşüncedelermiş gibi, nasıl olsa Manu Wolsburgu yener boşuna kasmaya gerek yok der gibi bir futbol oynadılar. İşin enteresan tarafı Wolsburg-Manu maçı 1-1 giderken futbolcularda hiç bir kıpırdanma yokken Manu 1-3 öne geçtikten sonra bizimkiler sanki yeniden bi şans doğmuş gibi daha hırslı oynamaya başladılar.

Velhasıl kelam dünkü kadroyu gördükten sonra tek isteğim Almanlar yenilince bizde yenilmiş sayılalım oldu. Çünkü kendi sahanda mutlak galibiyet gereken bir maçta 8 defansif oyuncuyla çıkıyorsan zaten şampiyonlar ligi gibi bir yerde yerin yok demektir. Ama keşke dünkü maçta iyi kötü bir galibiyet alsaydıkta Wolsburg'un yüzünden yarışa havlu atsaydık. O da olmadı malesef.

Neyse döndük yine kendi ligimize... Benden tüm Beşiktaşlılara gelsin;
Yine bana hüsran, bana yine hasret var
Yine bana esmer günler düştü...

06 Aralık 2009 Pazar

Beklentisiz Sevmeyi Denediniz mi ?

Beklentisiz sevmeyi denediniz mi ?
Hiç beklentisiz sevdiniz mi ?
Yani "bugün telefon etmedi" demeden, şu an nerede acaba ? diye kendi kendinizi yemeden, yaş günümü hatırlayacak mı acaba ? diye bir beklenti içine girmeden...
Sevdiniz mi hiç?
Onun, size ait olmadığını kabul edip, onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi ?
Yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan, bitecekse biter, bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi, diye düşünüp, onu yersiz kıskançlıklarla boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç ?
Hiç beklemeden çalan bir kapıda, onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz ?
Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden...
Ve beklemeden gelen bir "seni seviyorum" mesajının tadına varabildiniz mi hiç ?
Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar ?
Ve
beklentisiz sevmenin tadına varabildiniz mi hiç ?
Bugün beni hatırlamadı yerine, hiç beklemiyordum senin geleceğini diyebilmek ne güzeldir oysa...
Onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek ne güzeldir...
Sahiplenme duygusundan uzak,
sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç ?
Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi ask çıkmazında kaybedeceğinize, hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu ?
Beklentisiz sevin...
Ben, beklentisiz seviyorum...
niye aranmadım diye düşünüp kendi kendinizi yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir seni özledim mesajı ile aşkı yakalayın..
Beklentisiz sevin...
Ben, beklentisiz seviyorum...
O, sizin sevgiliniz olduğu için değil.
Ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düşünmeden.
Onu sevdiginiz, onun da sizi sevdiği için sevin...
Sevgiye karışan beklenti denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından...
Göreceksiniz ki, o zaman aşk, başka bir güzel...
Göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik...
Göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda biraktığı tat, yıllanmış şarap gibi,
beklenti
zehrine karışmadan bir baska döndürüyor insanın başını...
Ben, beklentisiz seviyorum...
Onun nerede oldugunu merak etmiyorum...
Beni bugün neden aramadı diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda...
Gelecege dair hayallerim de yok zaten...
Ben, sevgiyi yaşıyorum...

Onun yanımda olduğu anlar o kadar degerli, o kadar kıymetli ki... gerçekleşmemiş ve
gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları...
Beklentisiz seviyoruz...
Sevdiğimiz için seviyoruz...
Hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz...
Anlık seviyoruz...


Deneyin... Beklentisiz sevmeyi deneyin bir gün...
Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız...

03 Aralık 2009 Perşembe

Pazar Bir Ticaret Masalı



İngiliz yönetmen Ben Hopkins'in çektiği, başrollerinde Tayanç Ayaydın ve Genco Erkal'in oynadığı film ''Pazar bir ticaret masalı''

Film 45. Altın Portakal film festivalinde en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi senaryo ve en iyi kostüm ödülünü aldı. Tayanç Ayaydın'ı ilk defa bir sinema filminde izledim ve izlerken ulan oyuncu böyle olur dedirtti bana sık sık. Genco Erkal'ın oyunculuğunu zaten anlatmaya gerek yok, şimdi onu burda eleştirmeye kalksam beni baştan oyunculuk kariyeriyle ezer !..

Film genel anlamda güzeldi ama gene de birşeyler eksikti sanki. Baktığım zaman oyunculuklar süper, müzikler güzel, (bu arada müzik demişken Rojin'in filmin bi sahnesinde dizlerinde mihram uyurken söylediği türkü müthişti) senaryoda öyle ama bişey eksik işte.

Bana göre filmdeki diğer problemde sahneler arası geçişlerde ekranın kararması. İlk seferlerde filmin ilk yarısı bitti sandım sonra alıştım ama o geçişler her seferinde beni benden aldı, filmden kopardı nerdeyse. Filme bu yüzden mi ısınamadım desem bu da çok basit olur, filmdeki o eksikliği bi türlü bulamadım gitti, bulan varsa beri gelsin.

Ayrıca filmdeki oryantalist sahneler filme ayrı bir güzellik katmış ama tam ''ulan film şimdi başlıyor'' derken filmin bitmesi insanı bi boşluğa düşürüyor sanki (bu mu acaba filmdeki eksiklik ? yok yok bu da değil galiba.) Sonuç olarak izlenmesi gereken bir film olduğu kanaatindeyim.

Filmden en aklımda kalan şeyler ise müzikler oldu. filmin bir sahnesinde çalan ''Her akşam vodka rakı ve şarap'' şarkısının videosuyla yazımıza son verirken yeni sinema yorumlarında buluşmak üzere esen kalın :)


02 Aralık 2009 Çarşamba

Şampiyon Beşiktaş

Senaryosunu güzel abimiz Vedat Özdemiroğlu'nun yazdığı, Yönetmenliğini Şirin Soysal'ın yaptığı kısa film; ''Şampiyon Beşiktaş''

Vedat Okyar'ın anısına yapılan film fanatik Beşiktaşlı babayla hasta oğlunun hikayesini anlatıyor... Buyrun izleyin...


01 Aralık 2009 Salı

Çıldırın Renkli Köpekler # 2

Beşiktaş'ım sen ne kadar büyüksün ki, çekemeyenleri çıldırtmaya, midelerinde hazımsızlık yaratmaya devam ediyorsun. ilkine buradan bakabilirsiniz.

Türk basınının usta kalemlerinden (!) Hıncal uluç "Gençlerin oynadığı Manchester'ı yenmenin adı nasıl 'Tarih yazmak' oluyor! Futbolumuz bu kadar mı zavallı!" buyurmuşlar. o habere de buradan bakabilirsiniz.

Hıncala hiç cevap vermeden manchester'in Beşiktaş maçındaki kadrosunu ve bazı özelliklerini yazıyorum...

Foster: Bu sene ligde 8, Şampiyonlar Ligi'nde 2 maçta forma giymiş. 4 defa İngiltere Milli Takımı'nın kalesini korumuş. Değeri 3 milyon Euro.

Gary Neville: Kulübün efsane oyuncularından. Bu sene ligde 3, Şampiyonlar Ligi'nde 4 defa forma giymiş. 85 kez milli olmuş. Değeri 3.5 milyon Euro.

Brown: Ligde 6, Şampiyonlar Ligi'nde 3 defa forma giymiş. 22 defa İngilitere Milli Takımı'nda oynamış. Değeri 9 milyon Euro.

Vidic: Ligde 8, Şampiyonlar Ligi'de 4 defa forma giymiş. 44 defa Sırbistan Milli Takımı'nda oynamış. Değeri 35 milyon Euro.

Rafael: Bu sene 2 defa forma giymiş. Değeri 4.2 milyon Euro.

Gibson: 2 defa ligde, 1 kez de Şampiyonlar Ligi'nde oynamış. 7 defa İrlanda Milli Takımı'nda oynamış. Değeri 1 milyon Euro.

Anderson: 7 defa ligde, 4 defa Şampiyonlar Ligi'nde oynamış. 8 defa Brezilya Milli Takımı'nda oynamış. Değeri 22 milyon Euro.

Obertan: 3 defa ligde, 2 defa Şampiyonlar Ligi'nde forma giymiş. 10 kez Fransa U-21 takımında oynamış. Değeri 3 milyon Euro.

Park: 3 defa ligde, 2 defa Şampiyonlar Ligi'nde oynamış. 81 defa Kore Milli Takımı'nda oynamış. Değeri 12.5 milyon Euro.

Macheda: 2 defa ligde, 2 defa Şampiyonlar Ligi'nde oynamış. 3 defa İtalya U-21 Milli Takımı forması giymiş. Geçen sene attığı kritik gollerle Manchester'a şampiyonluğu getirmişti. Değeri 1.5 milyon Euro.

Wellbeck: Sakat olmasına karşın 2 defa ligde, bir defa Şampiyonlar Ligi'nde oynamış. 4 defa İngiltere U-21 formasını giymiş. Değeri 1.8 milyon Euro.

Bu kadroya Manchester'in C takımı diyeni Allah taş eder. Beşiktaş'ın başarısını küçümsemek bir yana bu resmen Manchester'li futbolculara hakarettir...

Bi de şöyle bir durumda var Manchester yedek kadroyla çıktı da Beşiktaş tam kadro mu çıktı ?
Beşiktaş'ın eksiklerine bi göz atalım isterseniz; Sivok, Holosko, Delgado, Tabata, Nobre... Hangisine 11 oyuncusu değil diyebilirsiniz ?

Ayrıca maç içinde İbrahim Toraman ve Tello sakatlanmış, zorunlu olarak oyuncu değişiklikleri yapmışız. Neden bunlar hiç gündeme gelmiyor ?

Ve hatta ayrıca şunu da diyebiliriz; Beşiktaş Batuhan, İbrahim Kaş, Erhan Güven, İsmail Köybaşı Uğur İnceman gibi yedek oyuncularından kurulu kadrosuyla Manchester'i Old Trafford'da yendi. Neden olaya bu açıdan bakmak hiç aklınıza bile gelmiyor ?

Hepsinin nedenlerini hepimiz biliyoruz... Beşiktaş'ım sen bu renklileri çıldırtmaya devam ediyorsun ya hala çok büyüksün ve hep büyük olarak kalacaksın.

26 Kasım 2009 Perşembe

Türk Spor Camiasına...

21 Kasım 2009 Cumartesi

Ben Demiştim

Ben demiştim demeyi normalde pek sevmem ama bu sefer ben demiştim demekten dört köşe oluyorum :))

Bu Beşiktaşın sağı solu belli olmaz !

Ben demiştim

:))